Yazılı Olmayan Kurallar

Yazılı olmayan kurallar ise, net çizgiler ile çizilemeyen, toplumdan topluma, kişiden kişiye değişebilen normlardır. Bu nedenle tanımlanmasında güçlük yaşanan kurallardır. Bu kurallar yazıldığı zaman uygulanıp uygulanmadığını denetleyecek mekanizmalar güvenlik güçleri değil, bizzat bunları yaşayanlardır. Dolayısıyla etik kurallar bir bakıma kişinin kendi kendine duyduğu vicdani yükümlülükler ile sınırlıdır.

Yazılı olmayan kurallara kısaca aşağıdaki kuralları verebiliriz:

İnternet Etiği

1.      İnternet’te bize yapılmasını istemediğimiz davranışları biz de başkalarına yapmamalıyız ve gerçek hayatta nasıl davranmamız gerekiyorsa o şekilde davranmalıyız.

2.      İnternette ne yapılacağına dair etik bir ikileme düştüğümüzde gerçek hayatta ne yapmamız gerekiyorsa öylece hareket etmeliyiz.

3.      İnternette karşılaştığımız tanıştığımız kişilerin belki yüzünü göremiyor, sesini duyamıyor ve yüz mimiklerini gözleyemiyoruz fakat bütün bu şartlar, bizim normal yaşamda insanlara göstermiş olduğumuz saygıyı sanal dünyadaki insanlara göstermememize neden olmamalıdır. İnternette karşılaştığımız insanlara da aynı seviyede saygımızı göstermeliyiz ki benzer bir davranışla karşılığını alabilelim.

4.      İnternet sadece Türklerin, Avrupalıların veya Asya kültüründen insanların olduğu bir ortam değildir. Dünyanın her bölgesinden insanlar bu ortamda varlık göstermektedirler. Her kültürün kendine göre değer ve inançları vardır. Bizim için normal olan bir söz başka bir kültürde yanlış algılanabilmektedir. Bu noktayı göz önüne alarak sanal ortamdayken hassasiyetle hareket etmeliyiz.

5.      İnternetle henüz tanışmış kişilerin yapabilecekleri yanlışlıkları anlayışla karşılamalı onlara yol gösterici olmalıyız.

6.      Sanal ortamdaki sataşmalara karşılık verip zaten istedikleri böyle bir davranış olan insanlara alet olmamalı interneti bu şekilde kirletilmesini önlemeye çalışmalıyız.

7.      Kendimizin ya da başkalarının özel hayatına karşı saygılı olmalıyız. Kendimize veya başkalarına ait özel sırları Internet ortamına aktarmamaya dikkat etmeliyiz.

8.      İnternette yüz hareketleri görülmez, ses tonumuz duyulmaz yani sadece yazdıklarımızla varız. Bu nedenle yazdıklarımıza çok dikkat etmeli örneğin büyük harflerle yazı yazmamalıyız. Çünkü büyük harf yüksek ses ve kızgınlık manasına gelmektedir. Cümlelerimizin nitelikli, ölçülü ve dengeli olmasına özen göstermeliyiz. Fikirlerimizi gayet net, sade ve ahlâk kuralları çerçevesinde yazmalıyız.

9.      İnternette yazdığımız yazıları eğer gerçek ortamda karşımızdaki kişiye söyleyemeyeceksek yazmamalıyız, yazdığımız şeyleri gerçek ortamda söyleyip söyleyemeyeceğimizi kontrol ettikten sonra göndermeliyiz.

10.  İnternette yüzler görülemediği için sembollerle anlaşılır. Önem verdiğimiz bölümü (*) veya (“) arasına yazarak ifade edebiliriz. Duyguları ifade eden bilenen bazı semboller ise şunlardır; 🙂 (gülümseme)  😉 (göz kırpma)  😦 (üzülme)

11.  İnternet ortamının sağladığı olanakların yasa dışı biçimde insanlara zarar verme, başkalarının işlerini engelleme, gizli ve kişisel bilgilerini ele geçirip yararlanma, her türlü sahtekarlık, yolsuzluk, dolandırıcılık ya da hırsızlık gibi kötü amaçlı kullanımına yol açmamalıyız ve göz yummamalıyız.

12.  İyelik haklarını zedelememeye özen göstererek, başkasının veri kaynaklarını ve düşüncelerini, yazılımlarını kendimizinmiş gibi sahiplenmeye kalkışmamalıyız.

E-Posta İletilerinde ve E-Posta Gruplarında Etik Kurallar

1.      Bize gelen bir iletiyi, başkasına aktarmak istediğimizde, bu iletiyi bize gönderinin bunu isteyip istemediğinden emin olmalıyız.

2.      Bizim okumak için vakit harcamadığımız mailleri başkalarına göndermemeliyiz.

3.      Eğer yazdığımız mesaj tek bir kişiye değil de bir gruba gidiyorsa, mesajın geneli ilgilendiriyor olmasına özen göstermeliyiz.

4.      İnsanların duygusal zayıflıklarını kullanan mesajların dağılmasına olanak vermemeliyiz. Örneğin; amansız hastalık için yardım veya son isteği yazılan mesajın dünyayı dolaşmasını istemek.

5.      Ulaşmadığı kaygısı ile bile olsa aynı iletileri ardı ardına göndermemeliyiz.

6.      Virüslü iletiler ile karşılaştığımızda en kısa zamanda kaynağına duyurmalıyız ve etkileneceğini sandığımız kişileri gecikmeden uyarmalıyız.

7.      Mesaj gönderirken konu bölümünü boş bırakmamalıyız. Gönderdiğiniz mesajın içeriğini anlatacak özet kelimeler ile tanımlayarak mesaj hakkında bilgi verilmelidir.

8.      Önemli değilse büyük boyutlu dosyaları maillerinize ataş yapıp göndermeyiniz. Sizin bilgisayarınızdan o anda gidiyor gibi görülse de bu durum mail aktarım sistemlerinde yoğunluğa ve yavaşlamaya neden olmaktadır. Örneğin resimler, animasyonlar gibi…

9.      Spam dediğimiz kişilerin izni olmadan reklam amaçlı mail göndermekten kaçınınız. Yapılan araştırmalar bu tip davranışın satılan ürünle ilgili güvenirliliğin azaldığını göstermektedir.

10.  Posta kutunuzdaki mesajların sizden başkaları tarafından da okunabileceğini unutmayın

11.  E-Posta bilgilerinizi [kullanıcı kodu, şifre] kimseye vermeyin.

12.  Zincir mesajlara cevap vermeyin, zincirin uzamasına neden olmayın.

13.  Başlıklar dışında büyük harf kullanmanın “bağırmak” olduğunu unutmayın.

14.  Mesajınızda dikkat çekmek istediğiniz noktaları *asteriks işaretleri arasına* alın.

15.  Özellikle sizden ticari amaçla e-posta almayı beklemeyen kişilere ticari e-mail göndermeyin.

16.  Size gönderilmiş bir e-postayı sahibinden izin almadan genele açık ortamlara [örneğin tartışma grupları] göndermeyin.

17.  Tanımadığınız ortamlara mesaj gönderirken mesajınızın sonuna “elektronik imza mesajınızı” ekleyin. Elektronik imza mesajınızın en çok dört satır olmasına dikkat edin.

18.  E-postanızda kullandığınız her türlü alıntı için copy right kurallarına saygılı olarak, ilgili referansları belirtiniz.

19.  Mesajlaşma listesi [mailing list] sahibiyseniz, listenize kayıt yaptıran kişilerin bunu şahsen yaptıklarını anlamak üzere, listenize almadan önce kendilerine matbu bir e-mail gönderin.

20.  Hitap ettiğiniz alıcının kimliğine gore bir dil ve ifade tonu seçmeniz

21.  Mesajınızı kısa ve ozlu yazmanız

22.  Gelen mesajlari cevaplamadan once dikkatle okumaniz

23.  Esprili veya alayci dil kullaniminda dikkatli olmaniz

24.  Kisiye degil konuya cevap vermeniz

25.  Mesajlarda kötü niyetin değil yanlış anlamaların daha fazla meydana geldiğini bilmeniz

26.  Elektronik iletişimde uygun nazik bir ifade kullanmanın sağ duyunun gereği olduğunu hatırlamanız

Web Site Yayıncılığında Etik Kurallar

1.      Web sitenizde doğrudan büyük resim dosyalarını sergilemeyin. Pul büyüklüğündeki versiyonlarını kullanın.

2.      Başkasının sitesine listenizden link verecekseniz, nezaket açısından ilgili kişiye bilgi vermenizde fayda vardır.

3.      Web sayfalarınızın sadece metinden oluşan versiyonlarını da sergileyin. Özellikle modemle bağlanan düşük bant genişliğinde sörfçüler size minnettar kalacaktır.

4.      Web sayfalarınıza görsel ya da ses malzemeleri ekleyecekseniz, ilgili dosyaların yanına büyüklüğünü yazın [örneğin 105Kb].

5.      Her Web sayfanızın, özellikle de ana sayfanızın, en alt kısmına size ulaşılacak e-posta adresinizi belirtin.

TÜBİDER Bilişim Sektörü Derneği’nin Ahlak İlkeleri

1.      Adil, dürüst ve güvenilir olacak, tüm insanlara karşı hiçbir ayırım gözetmeksizin eşit davranacaktır.

2.      Çalışma ve ilişkilerinde ahlaki değerler doğrultusunda hareket edecektir.

3.      Mesleği ile ilgili yasa, kural ve standartları öğrenerek, onlara uyacaktır. Mesleki bilgi, beceri ve yeteneklerini kullanırken kişisel ve kurumsal çıkarlara zarar vermeyecektir.

4.      Bilişim ve bilişim teknolojisi uygulamaları hakkında toplumun aydınlanmasına ve toplumda gerekli bilincin oluşmasına katkıda bulacaktır

5.      Bağlı olduğu yükümlülüklere ve sözleşmelere uyacaktır.

6.      Başkalarına ait özel bilgilerin gizliliğine ve korunmasına özen gösterecek; İnsanların özel yaşamına, saygınlığına ve sahiplik haklarına saygı gösterecektir.

7.      Ürün ve hizmetleri konusunda müşterilerini tam ve doğru olarak bilgilendirecek, ürün ve hizmet sunumunda yasaların ve ticaretin gerektirdiği belge ve bilgilerin eksiksiz olarak karşı tarafa verilmesini sağlayacaktır.

8.      Faaliyetleri ile ilgili olarak ilgili tarafları çıkarları konusunda bilgilendirecek.

9.      Kirli ve dürüst olmayan işleri yaptığından kuşku duyduğu kişi ve kurumlarla çalışmayacaktır.

10.  İş ortaklarının ve ticari ilişki içinde olduğu kurum ve kişilerin hak ve çıkarlarını korumak konusunda titiz davranacak, onların kazançlarını yok edici bir ticari faaliyet içinde olmayacaktır.

11.  Nihai tüketicilere bayi kar marjını yok sayan fiyat bilgilendirmesinde bulunmayacaktır.

12.  Ürün ve hizmetin makul bir kar marjını koruyacak biçimde satılmasına özen gösterecek, diğer satıcı ve meslektaşları karşısında fiyat kırma yoluyla haksız kazanç elde etmeye çalışmayacaktır

13.  Üreticilerin, patent, telif ve mülkiyet haklarına saygılı davranacak; sahte ürün satışı yapmayacak; yazılımların lisansız ve korsan ticaretine karşı çıkacaktır.

14.  Haksız rekabet sayılan ticari faaliyet içinde olmayacak, ürün ve hizmet sunumunda tekel yaratıcı davranışlardan kaçınacak, ticari avantaj ve üstünlüklerini meslektaşlarının ve müşterilerinin aleyhine kullanmayacaktır.

15.  Tüketicilerin yasalar ve uygulamalardan gelen haklarına saygılı davranacak, garanti ve satış sonrası hizmet konularında müşteri mağduriyeti oluşturmayacaktır.

16.  Çalışma yaşamının ahlak kurallarına uyacak, çalışanlarının yasalardan ve uygulamalardan gelen hak ve çıkarlarını koruyacaktır.

17.  Çalışanlarının mesleki gelişimine katkıda bulunacak, onları bu konuda özendirecek; çalışanın sektörel, toplumsal ve kişisel sorumluluklarını yerine getirirken temel ahlak kurallarına uygun davranmalarını sağlayacaktır.

Bilişim ETİĞİ’NİN TANIMI

Elektronik ve network ortamında uyulması gereken kuralları tanımlayan normlar ve kodlar kısaca bilişim etiğini ifade eder. Bu norm ve kodların temel amacı network ortamındaki kullanıcıların minimum zarar ve maksimum fayda ile elektronik ortamı kullanmasını güvence altına almaktır.

Kısaca “Bilişim”, bilginin elektronik ortamda işlenmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda Bilişim Etiğine, bilişm alanında uyulması gereken yazılı ve yazılı olmayan kurallar diyebiliriz. Bilişim Etiği genel bir ifadeyle tüm internet ve network ağlarının kullanıcılarının uyması gereken kuralları kapsadığı gibi, bireylerin kişisel bilgisayarlarını kullanırken dahi uyması gereken kuralları düzenler.

Yazılı Kurallar

Yazılı olan kuralların başlıcası HUKUKİ METİNLERDİR. Mevzuatta yer alan bazı konu başlıkları şöyledir: Elektronik İmza, Elektronik sözleşmeler, Elektronik Noter, Usul Hukukuna ilişkin düzenlemeler, Servis sağlayıcıların sorumluluğu, Bilişim suçları/Ceza Hukuku, Kişisel verilerin korunması, Tüketicinin korunması, Elektronik para, Elektronik ortamda haksız rekabet, Vergi hukuku, iş yeri muhasebesi, Gümrük hukuku, İsimler, alan adları, markalar, telif hakları, Kamu alımlarında elektronik ortamın kullanılması, Elektronik ortamda ticari kimlik vb.

Ayrıca çeşitli meslek kuruluşları ve eğitim kurumlarıda bu konuda yazılı kurallar ortaya koymuşlardır:

Temeli 1985’e dek uzanan Computer Ethics Institude (Bilgisayar Etik Enstitüsü)’e dayandırılan aşağıdaki on emir belki de netiquette’in temelini oluşturur niteliktedir. Bunlar;

1.      Bilgisayarı başka insanlara zarar vermek için kullanmamalıyız.

2.      Başka insanların bilgisayar çalışmalarına karıştırmamalıyız.

3.      Başka insanların dosyalarını karıştırmamalıyız.

4.      Bilgisayarı hırsızlık yapmak için kullanmamalıyız.

5.      Bilgisayarı yalan bilgiyi yaymak için kullanılmamalıyız.

6.      Bedelini ödemediğimiz yazılımı kopyalamamalı ya da kullanmamalıyız.

7.      Başka insanların bilgisayar kaynaklarını izin almadan kullanmamalıyız.

8.      Başka insanların entellektüel bilgilerini kendimize mal etmemeliyiz.

9.      Yazılan programın sosyal hayata etkilerine dikkat etmeliyiz.

10.  Bilgisayarı saygı duyulacak, hakkında bahsedilecek şeyler için kullanmalıyız.

Etik Nedir?

“İnsanlar yarı melek yarı şeytan doğarlar. Gelişmiş ülkelerde insanların melek yönleri teşvik edilir, şeytan yönleri cezalandırılır. Hukuk çalışır, toplum cezalandırılan insanlara mesafeli davranır. Adalet sisteminin zayıfladığı ülkelerde ahlaksızlık daha çok pirim getirmektedir (Alaton, 2003).” diyor İshak Alaton konuşmasında. Bizce insan şeytan doğmamakta, bütünüyle melek doğmaktadır. Her halde onu şeytanlaştıran insan oğlunun ortaya koyduğu sistemler bütünü olsa gerek.

Ne insanlığın babası Adem’in yediği yasak elmayı, ne de Habil’in Kabili öldürmesini tartışacak değiliz. Bizim için ilk günahı kimin işlediği değil, kötülüklerle mücadele önemlidir. Mücadelemizi ise İsa’nın “İlk taşı, hiç günahı olmayan atsın.” söylemindeki hoşgörü felsefesiyle sürdüreceğiz. Sınırsız özgürlükler, şeytanların değil Tanrı’nındır. Tanrı’nın dahi kendisini kutsal kitabında merhamet etmeyle sınırladığını görmekteyiz.

Batıda Etik (Ethic) ve Moral olarak ifade edilen değerler şark kültüründe ahlak normlarında yerini bulmaktadır. Etik ve Ahlak günlük konuşmalarda birbirinin yerine sıkça kullanılmaktadır. Ancak bu ifadeler arasında da farklılıklar söz konusudur. Etik kavramının ahlaktan farklı olduğunu düşünenler, onun ahlaka kıyasla daha evrensel olduğunu ileri sürmektedirler. Ahlak milli bir olgu iken etik uluslar arası bir kavram olarak değerlendirilmektedir.

Etik ve Moral ifadeleri için çeşitli tanımlar yapılmaktadır. Dar anlamda etiğe; ahlak bilimi ve töre bilimi diyebiliriz. Moral ise ahlak ve ahlaka ait olgudur. Geniş anlamda etiğe yapılan tanımlardan bazıları da kısaca şöyledir:

Etik iyi ve doğru, mutlak iyi mutlak doğru olup olmadığı varsa buna ulaşılıp ulaşılamayacağını araştıran zihinsel çabadır. Etik, istenen bir yaşamın anlaşılması, araştırılması, neyin yapılıp neyin yapılamayacağının, neyin istenilip neyin istenilemeyeceğinin belirlenmeye çalışılmasıdır (Goksu ve Bilgiç) .

Yaşam boyunca olumlu ve olumsuz yönleri ile karşımıza çıkan her olayı düşünürüz ve yeniden değerlendiririz. Benzer olayları yaşayan ve değerlendiren kişiler, eğer benzer sonuçlara varabiliyor ise, o zaman söz konusu süreci denetleyecek ve yönlendirecek bazı kuralların sağlıklı temelleri atılmış oluyor demektir.

İnsanlar var olduğu ilk günden beri hep “iyi” ve “doğru”ya yönelmiş, “kötü” ve “yanlış”tan sakınmış ve ondan uzak durmaya çalışmışlardır. Denebilir ki insanoğlunun iyiye doğru vazgeçemeyeceği sürekli bir eğilim ve yönelimi vardır. Dürüstlük, yardımseverlik, sadakat, doğruluk gibi değerler iyi değerler olarak daimi kabul edilmiş, buna karşın yalancılık, hile, aldatma, sahtekarlık, hırsızlık, cana kıyma gibi davranışlar “kötü” olarak insanlık vicdanında yer almıştır. Bunlar gibi “değer öğeleri”, insanoğlunun bulunduğu her toplumda vazgeçilmez etik değerler olarak yer etmiştir (Aydın, 2000).

Etik ilkelere uymamanın sonucu, sosyal yaptırımdır. Bu ilkelere uymayan kişi anti-sosyal bir davranış sergilediğinden kendi onurunu ve toplumdaki saygınlığını zedelemiş olur. Ortak etik değerlere saygısızlık, mutsuzluğu, disiplinsizliği, dışlanmayı ve başarısızlığı doğurur (Goksu ve Bilgiç).

Yazılı olmayan kurallar, çoğu zaman yazılı olanlardan daha önemli ve yaptırım gücü daha yüksektir. Bu kurallar net çizgiler ile çizilemeyen, toplumdan topluma, kişiden kişiye değişebilen kavramlar üzerine oturduğu için tanımlamakta güçlükler yaşanır. Olması gerektiği hissedilir ama nasıl dile getirileceği bilinemez. Yazıldığı zaman uygulanıp uygulanmadığını denetleyecek mekanizmalar güvenlik güçleri değil, bizzat bunları yaşayanlardır. Bu nedenle etik kurallar bir bakıma kişinin kendi kendine duyduğu vicdani yükümlülükler ile sınırlıdır.

“Etik kelimesi, köken olarak Yunan dilinde “karekter” anlamını içeren “ethos” kelimesinden türetilmiştir. Yani “ethos” kelimesinden “ethics” türetilmiştir. Ethics ise kavram olarak ideal ve soyut olanı vurgulayarak; ahlak kurallarının ve değer yargılarının ele alınması sonucu ortaya çıkmaktadır (Mengüşoğlu, 1965).”

“Etiğin kavram olarak başka bir şekilde tarifi ise; bireylerin toplumda ve birbirleriyle kurmuş oldukları ilişkiler sonucu ortaya çıkan, ahlaki görevler ve zorunluluklarla ilgili olarak; neyin doğru, neyin yanlış, neyin iyi, neyin kötü olduğuna ilişkin değerleri araştıran ve bunlarla ilgilenen bir disiplin dalına denmektedir. Daha genel bir anlamda etik kavramı ise; ahlak felsefesi olarak da adlandırılmaktadır (Cerrah ve Semiz, 2000).”

“Etik kavramı, günlük bir çok söylemlerde de genel olarak ahlak veya ahlakilik kavramları ile eşanlamlı olarak kullanılmaktadır. Bilimsel bir çok çalışmada bile bazen etik; töre kelimesi ile aynı anlamda kullanılmaktadır. Genel olarak farklı anlamları içeren bu kavramların ortak tarafı ise bireylerin birbirlerine karşı davranış kurallarını ve birbirleriyle olan ilişkilerini düzenleyen davranış ilkelerini içermesidir (Akarsu, 1997).”

“Etik kavramının ahlaktan farklı olduğunu düşünenler, ayrıca onun ahlaka kıyasla daha evrensel olduğu görüşünü ortaya atmaktadırlar. Bu yaklaşıma göre ahlakın, toplumdan topluma hatta aynı ülke içerisindeki yöreden yöreye değiştiği ve göreceli değerleri içerdiği; etiğin ise bütün toplumlar için geçerli evrensel gerçekleri kapsadığı şeklinde ifade edilmektedir (Pehlivan ve Aydın, 2000).”

“Ahlak; kültürel değerler ve ideallerle ilgili doğruları, yanlışları; bunlara uygun olarak nasıl davranılması gerektiğini ortaya koyar. Ahlak, toplumda kabul görmüş yazılı olmayan kuralları içerir. Buna karşın etik ise daha soyut kavramlara dayalı ve bu kavramlardan ne anlaşılması gerektiğini tanımlamaya çalışır. Etik kurallarının belirli bir alana yönelik yazılı kuralları içermesi beklenir (Pehlivan, 1998).”

Filozofların Ahlak Betimlemeleri

“Yasalar karşısında insan, başkalarının hakkına tecavüz ettiği zaman suçludur. Etiksel olarak ise bunu aklından geçirdiği anda bile suçludur. (Kant 1724-1804)”

“Ahlak bireyin kişisel bir görüş sorunudur. Ahlak her birey için kendi formüle ettiği ilkelerden ya da değerlerden oluşur. Ahlaksal ilkeler kamuoyu ile görelidirler. Toplumun onayladığı törel ölçütler ahlaksaldır, onaylamadığı ahlak dışı (Hume).”

“İyi ya da kötü, meydana gelen eylem değildir. İstenç iyi ya da kötü olur. Bu istek ussal, özerk bir istenç aracılığıyla anlığın içinde saptanabilir (Kant).”

“Tanrı evrenin ahlaksal düzenini oluşturur ve düzenler. Tanrı evrensel “ben”dir (Fichte).”

“Toplumsal törellik üç aşamada gelişir. 1- Aile 2- Toplum 3- Devlet. Ailede iki kişi, bir kişilik olur. Bir birey gerçek doğasını ve varlığını ancak başkalarında bulur. İlk olarak eşinde, ve sonra daha büyük toplumda, eşdeyişle aile, topluluk ve devlette ilişkileri genişledikçe yaşamı öncekine göre daha doyum verici ve tam olacaktır. Bir birey gizil bir kişidir. Aile, topluluk ve devlet ile ilişkiye girdikçe gerçek kişi olacaktır (Hegel).”

“Dünyanın etkin çabası iyi değil kötüdür. Mutluluk, kötülüğün ve acının geçici yokluğunda oluşur. Örnek hayvanlar dünyasındaki yaygın yabanilik, evrende kötülüğün ağır bastığını gösterir, çünkü bir hayvanın bir başkasını yemeden aldığı haz kurban tarafından çekilen acı ile orantılıdır (Schopenhauer).”

“İki tip ahlak vardır. 1-Kapalı: Birey toplum içinde geçerli olan tüm ahlaksal değerlere boyun eğer ve tam uyum içine girer. 2- Açık: Birey kendisi için, özgür bir ahlak anlayışı gösterir. Devrimsel bir ahlaktır ki katı, duruk, dışsal olarak dayatılmış kapalı biçimde daha yüksel bir düzeyde esin ve sezgi tarafından güdülür (Bergson).”